sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12.2.12
siz bulun istemiştim..
Belki farkında olmadan en çok ihtiyacım olduğu anda izlediğim filmdi..Evet kesinlikle öyleydi..Bazen filmler çok fazla ülkeleriyle ilgili siyasi veya dini öğeler kullanılarak çekiliyor biraz öyle gibiydi,o yönünü sevmedim.İki polis ana karakter, parantez açalım polisiye film sevmem ama bu pek polisiye sayılmazdı,etrafında dönen filmde iki farklı insan görüyoruz yani mesleklerinden ayrı düşünün kendini arayan ve belki de aramayı uzun süre önce bırakmış kişiler.Bir tanesi aynı zamanda peder,"zenci "ve inançları duyguları yüreği kuvvetli bir baba,diğeri ise "beyaz",bir oğlunu kaybetmiş,yaşarken ölen bir baba..Hayat onları karşılaştırdığında hiç de memnun olmasalarda sonlaraı anlıyoruz ki birbirlerinin hayatları için birer öğretmenler aslında.Yani bence her insan bir öğretmendir ve bu yüzden her insan önemlidir.Neyse kişisel zırvalamalarımı bir kenera bırakalım filmin sonunda herkes harika bir kart okuyor kartta hatırladığım kadarıyla şöyle yazıyor: her gün senin için dua edeceğime,seni affedip seveceğime,sonsuza dek dostun olacağıma söz veriyorum. Tam olarak bu değil ama aklımda kalandan böyle birşey çıktı..ABD yapımı filmimizde kimlerin oynadığını söylemeyeceğim.Eğer ilginizi çektiyse siz bulun istiyorum tabiki meraktan çatlayacak duruma gelirseniz söylerim.Keyifli günlerrr...
4.2.12
marilyn monroe & michael williams
Michael Williams'in Marilyn rolüne olması beni çok mutlu etti çünkü en sevdiğim aktirstlerden birisi.My Week With Marilyn filminde bizi harika bir performans beklediğini düşünüyorum.Film 10 Şubat'ta vizyona girecekmiş, sabırsızlıkla beklemekteyim.İyi seyirler.. :))
17.11.11
midnight in paris ..
Midnight in pariss...Kendimi Paris'te hissetmemi sağlayan tek film oldu.Aslında bilindik yerlerde geçmiş olsa da, film kendine özgü naifliği ile bambaşka bir yere götürüyor insanı.Filme şöyle harika böyle harika diyemem yinede beğendim fakat çoğu insana hitap edebileceğini düşünmüyorum.Bana kalırsa ;film baştan sona zarif ,estetik ve büyüleyici..Sahiden büyüleyeci..Yaşadığı zamandan mutlu olmayıp eski zamanlarda yaşamak isteyen çok insan tanıyorum ,filmi izleyince fark ettiğim en önemli şey geçmiştekilerinde kendi zamanlarından memnun olmadıkları ve daha geçmiş zamanlara duydukları özlem.. Derler ya her yaşın bir güzelliği vardır diye her zamanın da bir güzelliği var demek ki.Yinede 20.yy 'ın teknolojik güzellikleri acınası ..Bunu teknoloji karşıtıyım falan filan diye söylemiyorum hatta teknoloji olmadan nasıl yaşayabilirdik bi fikrim yok.Ama insanlar yaşamış, gerçekten merak ediyorum bir zaman tünelinde dolaşıp bir kızıldereli kabilesine konuk olmak,vebalı Viyana saraylarında dolaşmak,Fransa'nın modern ve güçlü kadınlarıyla sohbet etmek,tüm o eski binalarda gezinmek nasıl olurdu? Biliyorum saçmalıyorum yine ama filmin suçu,beni bu kadar saçmalatan midnight in paris..
dipnot; Ayrıca bir Marion Cotillard hayranı olarak bir kez daha hayran kaldım ona ne harika bir aktrist,bu filmde de yine çok sevimli..Onu hep sinemada görmek dileğiyle...
21.10.11
stopmotion...
İnanılmaz!..O kağıtları katlaya katlaya stop motion film yapmışlar resmen..Emek verilmiş harika bir iş,çok beğendim alkışlıyorum yapanları..bende denemek istiyorum ama çok emek harcamak gerekir şu sıralar yapabileceğimi sanmıyorum yinede en kısa zamanda basit bir deneme yapmaya çalışmayı düşünüyorum.Eğer yaparsam uzun uzun anlatırım blogda..kendinize iyi bakın ..=))
13.10.11
Charlie Chaplin'den...
"komedi" ustası Charlie Chaplin'den harika bir eleştiri...mutlaka izlemelisiniz !.. =))
http://www.dailymotion.com/video/x8ajjh_charlie-chaplin-buyuk-diktator_shortfilms
"Özür dilerim ben imparator olmak istemiyorum. Bu beni ilgilendirmiyor. Hükmetmek veya işgal etmek istemiyorum. Herkese yardım etmek istiyorum.Yahudi, Katolik, siyah, beyaz......"
http://www.dailymotion.com/video/x8ajjh_charlie-chaplin-buyuk-diktator_shortfilms
"Özür dilerim ben imparator olmak istemiyorum. Bu beni ilgilendirmiyor. Hükmetmek veya işgal etmek istemiyorum. Herkese yardım etmek istiyorum.Yahudi, Katolik, siyah, beyaz......"
28.9.11
izlenesi kısa filmler..
Sadece birkaç dakikada hayatınıza yeni bir anlam katabilecek tek şey kısa filmlerdir.Çok abarttığımı düşünebilirsiniz ama bence kısa filmler sanatın en güzel renklerinden birisi.Ülkemizde genelde amatörlerin hatta çoğunlukla öğrencilerin kısa filmlere ilgileniyor olması üzücü.Keşke profesyonel anlamda da ilgilenen daha fazla kişi olsa bu alanda.Çoğu insan,bir deneyim olsun,maliyeti az gibi heveslerle uğraşıyorlar.Yinede harika kısa filmler çıkıyor ortaya.Size birkaç öneri..Sings isimli kısa film duru ve etkileyici birkaç dakika sunuyor.Bir başka kaliteli bulduğum kısa film ise Sonrakini Bekleyeceğim..Bu kısa film 2004'te ödül almış ve güzel bir senaryoya sahip.Oyunculuklar,mekan,çekim teknikleri vs. çok başarılı olmuş.Bir diğer öneri ise Dokuz Eylül öğrencileri tarafından yapılan o hoş ve anlamlı Gülümse (smile)...Bu kısa filmler süresinin ötesinde bir yerdeler.Keyifli seyirler!..
SONRAKİNİ BEKLEYECEĞİM: http://www.youtube.com/watch?v=Tm61tXlGblI
GÜLÜMSE(SMILE): http://www.youtube.com/watch?v=9SwbHl3L3Q4
Dipnot: Aslında bu konuda detaylı bilgi edindikten sonra, sadece eğlence amaçlı bir kısa film projesi yapmak güzel olabilir.
14.6.11
.. Harry Potter ..
Harry Potter serisi tüm dünyada fantastik kurguda adını asla unutturmayacak bir yere sahip oldu.Bunu da yazar J.K.Rowling'in yalın ve alışılmadık hayal dünyası sağladı.Yinede serinin biraz da popülerliğin getirdiği avantajla milyonlarca insan tarafından beğenildiğini düşünüyorum.Tıpkı Alacakaranlık serisi gibi, gerçi Alacakaranlık gibi daha basit bir konu ve düş gücüne sahip kitapla Harry Potter serisi gibi düş gücü yüksek,alışılmadık bir romannı karşılaştırmak acımasızlık olsada popülerlik konusunda aynı avantajlara sahipler.İnsanların popüler olan kitapları okumaya daha çok eğilim gösterdiklerini düşünüyorum.Bu yüzden popülerlik kitabın kalitesiyle uzaktan yakından alakasız hale geliyor.İtiraf etmeliyim başlarda Harry potter serisinin sıkı takipçilerindendim fakat sonra tüm dünyada yaşanan patlama ,popülarite beni seriden bir hayli soğuttu.Okunmaya değer çok daha kaliteli kitaplar varken bir romana hak ettiğinden fazla önem verilmesi ,tabiki sevilebilir, ama fazla abartılıp değerli romanların önüne geçirilmesinin haksızlık olduğunu düşünmekteyim.Beğenileri abartmanın ve kusurlarını görmezden gelecek kadar körleşmenin anlamı yok sanıyorum.Harry Potter serisine direk bir eleştiride bulunmayacağım fakat filmlerin romanların yanında ne kadar cılız kaldığını da söylemeden geçmemek gerek.Harry Potter'i Daniel Redcliffe yerine jim carrey oynasa daha güzel olabilirmiş,yeniliklere açık olmak gerek =))
11.6.11
21 gram..
Kaç hayat yaşarız ? Kaç kez ölürüz ? Ölüm anında hepimizin 21 gram kaybettiğimizi söylerler. 21 grama kaç yaşam sığar ? Ne kadarı kaybolur ? 21 gram ne zaman kaybolur ? Ne kadarı onunla gider ? Geriye ne kadarı kalır ? Geriye ne kadarı kalır ? 21 gram , 5 medeni paranın ağırlığı. 1 kuruşun ağırlığı. Bir çikolata parçasının. 21 gram ne kadar eder ?
21 grams soundtrack; http://www.youtube.com/watch?v=y1yx5mwy__U
21 grams soundtrack; http://www.youtube.com/watch?v=y1yx5mwy__U
23.5.11
Bu yazıyı okumayınız, mutlaka yapabileceğiniz daha iyi bir şeyler vardır :)
Aslında , okuyanların yeni bir bakış açısıyla karşılaşmaları adına farklı konulardaki eleştirilerimi yazmayı düşünüyorum.Fakat bu günkü yazım belki de yazmış olduğum en basit ve saçma yazı olacak.İnsanoğlunun sakınık ve renksiz olmaya mecbur bırakılması hakkında!..Etraflarını saran binlerce sorumluluk ve yaşamak zorunda bırakıldıkları bir hayat sunuluyor herkese.Bunun rahatsızlığı kimsenin umrunda değilmiş gibi düşünsem de, soğuk yağmurlu bir günde otobüste gördüğüm kız çok dikkatimi çekmişti.İğne atsan yere düşmeyecek bunaltıcı otobüste kız sakin sakin biraz da hüzünlü buğulu cama dönüp "kader" yazmıştı.O an bütün insanları aşıp kızla konuşmak istemiştim ama yapmadım.Kim bilir belki bende onun gibi sakınık ve renksizdim.
Sanırım insanların düştüğü en büyük yanılgı yaşamın değişmez olduğunu sanmaktı.Ve değişime giden yoldan korkmaktı belki var olanı kabul edip rutinleşmek kolay geliyordu.Kabul etmek gerekir ki yenilenmek ve buna cesaret etmek oldukça zordur."Into the wild " filmindeki Christopher McCandless’ın dalgalı sulara atlayan cesaretine,hayatının iplerini kendi eline almasına özenirim.Şu da varki rutini bozup hayellerinizin peşine düşmeniz her şeyin daha iyi olacağı anlamına gelmez.Ama zaten her gün güneşli geçmez değil mi?İstediğiniz değişime gitmek ve gerçeği bulmaksa şimdi hemen peşinden gitmelisiniz ama unutmayın ki yolun sonunda gerçeğin olmadığıyla da karşılaşabilirsiniz.
Hayatı karmaşıklaştıran yine insanlardır.Onların koydukları kuralları,mecbur bıraktıkları sakınık ve renksiz hayatları,tüm o hırsları,savaşları,yalanları var eden yine kendileridir.Oysa hayat basit olmalıdır ne yaşanacaksa ne söylenecekse söylenmeli ve yaşanmalıdır.Eğer beklerseniz ve yaşamın elinizden kayıp gitmesine izin verirseniz, pişmanlıklarınızla geri dönüp aradığınızda yıprattığınız dostluklarınızın,boşa geçen zamanınınızın olmadığı gerçeğiyle karşılaşırsınız.
Size bildiğini sandığı ama kendisinin de hala bulamadığı yolda gitmenizi söyleyen ben,o huzur dolu Serenade(Steve Miller Band) şarkısını dinlerken basit düşler kuran bir insanım.Belki de tüm bu yazdıklarım saçmalık ama bildiğim bişey varsa o da "yaşamaya asla geç kalmamak" gerektiğidir.
Sanırım insanların düştüğü en büyük yanılgı yaşamın değişmez olduğunu sanmaktı.Ve değişime giden yoldan korkmaktı belki var olanı kabul edip rutinleşmek kolay geliyordu.Kabul etmek gerekir ki yenilenmek ve buna cesaret etmek oldukça zordur."Into the wild " filmindeki Christopher McCandless’ın dalgalı sulara atlayan cesaretine,hayatının iplerini kendi eline almasına özenirim.Şu da varki rutini bozup hayellerinizin peşine düşmeniz her şeyin daha iyi olacağı anlamına gelmez.Ama zaten her gün güneşli geçmez değil mi?İstediğiniz değişime gitmek ve gerçeği bulmaksa şimdi hemen peşinden gitmelisiniz ama unutmayın ki yolun sonunda gerçeğin olmadığıyla da karşılaşabilirsiniz.
Hayatı karmaşıklaştıran yine insanlardır.Onların koydukları kuralları,mecbur bıraktıkları sakınık ve renksiz hayatları,tüm o hırsları,savaşları,yalanları var eden yine kendileridir.Oysa hayat basit olmalıdır ne yaşanacaksa ne söylenecekse söylenmeli ve yaşanmalıdır.Eğer beklerseniz ve yaşamın elinizden kayıp gitmesine izin verirseniz, pişmanlıklarınızla geri dönüp aradığınızda yıprattığınız dostluklarınızın,boşa geçen zamanınınızın olmadığı gerçeğiyle karşılaşırsınız.
Size bildiğini sandığı ama kendisinin de hala bulamadığı yolda gitmenizi söyleyen ben,o huzur dolu Serenade(Steve Miller Band) şarkısını dinlerken basit düşler kuran bir insanım.Belki de tüm bu yazdıklarım saçmalık ama bildiğim bişey varsa o da "yaşamaya asla geç kalmamak" gerektiğidir.
21.5.11
Pirates Of The Caribbean: On Stranger Tides (2011)
Pirates Of The Caribbean: On Stranger Tides (2011)
Karayip Korsanları serisinin 4. filmi olan Gizemli Denizler'de kaptan Jack Sparrow kendisini bir anda gençlik pınarını ararken bulur.Angelica (Penelope Cruz), sonradan bulduğu babası karasakalın ölümsüz olması için bir ayin yapmak istemektedir.Ayin için alınması gereken gümüş kadehler ve denizkızı gözyaşıylarıyla macera başlar.Öncelikle bu filmde Orlando Bloom ve Keira Knightley'in olmayışı eksik hissettiyor yinede Penelope Cruz'un oynamış olması gayet hoş.Birbirinden farklı rollerde izleyici karşısına çıkan Cruz'a angelica rolü de çok yakışmış.Johnny Depp'in oyunculuğuna diyecek bir söz bulamıyorum,makas eller,alis harikalar diyarında..vs. olsun hepsinde yepyeni bir oyuncuyla karşılaşıyoruz sanki.O hep sinemada olsun ve biz hep seyredelim.Serinin sıkı takipçileri daha iyi bilirler ama bu filmin aksiyon ,efekt açısından diğerlerinden pek farkı olmadığını düşünüyorum.Ben denizkızlarının olduğu sahneyi ayrı bir beğendim ,aslında ilk çıkan denizkızını Amanda Seyfried sanmıştım ama değilmiş maalesef.Ayrıca Karayip Korsanları'nın o klasik soundtrackini çok seviyorum.Bu filmden geriye kalan en beğendiğim replik ise "her ruh kurtarılabilir."Sonuç olarak Karayip Korsanları-Gizemli Denizler kesinlikle sinemasever insanlara önerebileceğim bir film oldu.
http://www.dailymotion.com/video/xij6jh_karayip-korsanlary-4-gizemli-denizlerde-turkce-altyazy_shortfilms
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







